Türkiye’de Engelli Olmak

Türkiye’de Engelli Olmak – ne yazık ki pek çok kişi için önemli bir sorun. Bunun temel nedeni engellilere engel olan zihniyet ve bu zihniyetin ürünü duyarsız davranışlar. Ülkemizde 9 milyonu aşkın engelli olduğu biliniyor. Gelin görün ki onların büyük bir çoğunluğu toplumda aktif olarak rol alamıyor. Çünkü somut ve soyut engeller onların önüne set çekiyor.

Oysa engellilerin de herkes gibi sokakta, sosyal hayatta, eğitim ve iş hayatında yer alması gerekiyor. Her 3 Aralık Günü’nde engellilere yönelik mesajlar ve sloganlar yazılıyor, sözler veriliyor; fakat maalesef gerekli adımların atılmasında hep yetersiz kalınıyor.

Türkiye’de Engellilerin Karşılaştığı Sorunlar

Ne üzücüdür ki iş hayatında yer almak, eğitim görmek, hatta yolculuk yapmak bile bir engelli için problem hâline gelebiliyor.

Tabii ki ülkemizde engellilerin hayatını kolaylaştırmak adına yapılan hizmetler de var. Görme engelliler için Braille basım hizmetleri, fiziksel ve zihinsel engelliler için rehabilitasyon hizmetleri, yardımcı cihaz desteği, sosyal ve maddi yardımlar bunlardan bazıları.

Ancak buna rağmen ülkemizin engelli eğitimi, istihdamı ve sosyalleşmesi yönünde daha çok mesafe kat etmeye ihtiyacı olduğu söylenebilir. Bunun başlıca nedenleri ise şöyle:

Bilinçsiz İnsanlar

Evet; engellilere karşı sağduyulu ve saygılı olanlara kimsenin sözü yok. Ancak şu bir gerçek ki çoğu insan engellilere nasıl davranılması, onlarla nasıl konuşulması gerektiğinden habersiz. Hiçbir şey söylemeseler bile irrite edici bakışları engelliyi rencide etmek için fazlasıyla kâfi.

Birçok kişi engelli görünce öcü görmüş gibi bakıyor. Görme engelli birisiyle konuşurken onun duyma ve algılama sorunu da olduğunu zannedip bağırarak iletişim kurmayı tercih ediyor. İşte böyleleri, engellilerin önündeki en büyük engellerden.

Kimisi de iyi niyetle yaklaşıyor ve yardım etmek istiyor. Ancak ne için ve nasıl yardım etmesi gerektiği konusunda bir fikri yok. –Deyim yerindeyse- damdan düşer gibi yardım etmeye çalışıyor ve bunu yaparken engelliye daha da zarar verebileceğinin farkında değil.

Yolda gördüğünüz herhangi bir insanın koluna pat diye giremezken, yardım etme gerekçesiyle engelli bir insanın koluna girmenizin hiç hoş olmadığını bilmeniz gerekiyor. Engelliye yardım edebilmek için önce yardıma ihtiyacı olup olmadığını sormak, zorla değil de onun talep etmesiyle kendisine destek olmak en doğrusu.

Kısaca engellilere acımak da, onları yüceltmek de yanlış. Sağlıklı düşünce yapısı; onları da sizin gibi bir insan olarak görmeniz. Ötekileştirmekten, dışlamaktan, garip bir yaratık veya âdeta bir melekmiş gibi görmekten kaçınmanız. ‘Sen yapamazsın, edemezsin.’ gibi sözler engellilerin yaşam enerjisini ve özgüvenini nasıl olumsuz etkiliyorsa, onların normal bir işini büyütüp sanki atomu parçalamış gibi davranmanız da öyle küçük düşürücüdür.

Çarpıcı Bir Örnek

Örneğin görme engelli birisine ‘tırnaklarını kendin mi kestin? Ne kadar düzgün kesmişsin, nasıl yaptın, bravo!’ demeniz bir övgü değil, hakaret olacaktır. (Bu çok uç bir örnek gibi gelebilir. Ancak emin olun, bu zihniyete sahip insanlar da çoktur.)

Türkiye’de engelli olmak; ‘engelliler âciz, zavallı, işe yaramaz insanlardır’ algısına sahip olanlar yüzünden bir problem. Engelli yolcuyu almayan otobüs şoförleri, aradığı tüm nitelikleri taşıdığı halde sırf engelli diye o kişiyi işe kabul etmeyen patronlar, özetle beynindeki engelleri aşamamış her insan bunun somut örneği.

İnsanları ‘normal’ ve ‘engelli’ olmak üzere iki gruba ayırmak yok mu; görememekten, duyamamaktan, yürüyememekten vb. daha büyük bir engel.

Fiziksel Engeller

  • Engelli rampasının olduğu yere park edilen araçlar
  • Engelli rampası olmayan kaldırımlar
  • Engelsiz insanların bile zor yürüdüğü girintili-çıkıntılı yollar
  • Üzeri örtülmemiş çukurlar
  • Birçok engellinin kâbusu olan rögar kapakları
  • Yolun tam ortasındaki direkler, tekerlekli sandalyenin girişine uygun olmayan asansörler
İhtiyacı olanlar kullansın…

Bunları çoğaltmak mümkün…

Bu itibarla, engellilerin yaşam koşullarını iyileştirmek adına iç ve dış mekân düzenlemelerinde köklü değişiklikler yapılması gerekiyor. Çünkü diğerlerinin yararlandığı tüm imkânlardan onlar da eşit bir şekilde faydalanmayı hak ediyor.

Eğitim Alanındaki Sorunlar

Eğitim-öğretim kurumlarının da bu hususta çok eksiği mevcut. Hem okul alanlarının mimari açıdan engellilerin kullanımına yeterince elverişli olmamasına, hem de eğitim hizmetlerindeki eksikliklere çözüm bulunması gerekiyor.

Meselâ görme engelliler eğitim hayatında çeşitli erişilebilirlik sorunları yaşıyor. El yazısı formatındaki ses notlarının başkası tarafından seslendirilmesine ihtiyaç duyulabiliyor. Aslında bunları tarayarak bilgisayar ortamına aktarıp ekran okuyucu yardımıyla dinlemeleri mümkün.

Ancak el yazısının bazen doğru taranması zor olduğu için görme engelliler bu noktada sıkıntı çekebiliyor. Üniversitedeki derslerde onlar için kaynak problemi doğabiliyor. Aradıkları kitabın metin veya sesli hâlini bulmakta zorlanabiliyorlar. Sadece görme engelliler değil, diğer engelliler de eğitim olanaklarından yararlanırken güçlük çekiyor.

Elbette engelliler için erişilebilirlik yalnızca okul ortamında rampaların bulunmasıyla sınırlandırılamaz. Gerektiğinde onlar için bireysel eğitim programları da hazırlanmalı.

Tüm Engelliler Adına:

Türkiye’de engelli olmak da, dünyanın başka bir yerinde engelli olmak da bir suç, ayıp, günah değil! Bize engel olmayın! Bizim acımanıza ihtiyaç duymuyor, saygı göstermenizi bekliyoruz. Sizden tek farkımızın yaşadığımız sağlık sorunu olduğunu, ama bunun hayatı yaşamamıza engel olmadığını bilin istiyoruz.

Bu yazı engelli bir konuk yazarımız tarafından yazıldı. Dileklerini paylaşıyor ve taleplerini destekliyoruz. Yaşadığı zorlukları bir çok Multipl Skleroz MS EMES hastası da yaşayabiliyor. Ülke olarak engellilerin hayatını daha kolaylaştırmalıyız.

Genel Kategorisinde Yayınlandı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir